alacakaranlık düşünürü
"Varoluşun kendi evimizin hiçliği kendi sürgünlüğümüz olması mümkün mü?"

varolma eğilimi-kendine karşı düşünmek

Pazartesi, Aralık 22, 2008
Bir imanlı, elbette yaptığı ve inandığı şeyle özdeşleşir; onda, eylemleri ve düşünceleri ile bilinçliliği arasında önemli bir mesafe yoktur. Bu mesafe, benimsemediği inançları dile getiren sahte imankıda alabildiğine genişler. İnancının konusu başka bir şeyle yer değiştirebilir. Kem küm etmeden söyleyelim: Benim başkaldırım, ona inanmadan benimsediğim bir inançtır. Krilov'un Stavrogin hakkında söylediği şu söz hiçbir zaman yeterince düşünülmeyecek: ''İnandığı zaman inanmadığına inanır, inanmadığı zaman inanmadığına inanmaz.''
Read On 0 yorum

varolma eğilimi-hüzün kırıntıları

Pazartesi, Aralık 22, 2008
I. Ansızın, her şeyden öte, her nesnenin yokluğu noktasına doğru kayıp gidiyorum. Ben; bir etiket. Yüzüme karşı kendi bakışlarımın içinde kendime dalıyorum. Her nesne başka, her şey başka. Bir yerde, bir göz. Kim gözetliyor beni? Korkuyorum, ve sonra korkunun dışına atıyorum kendimi.Yaşadığım anların, öznenin dışında nasıl girebilirim zamana? Süre mumyalaşıyor, oluşum tamam. Soluyacak, bağıracak bir zerrecik hava yok artık. Soluk yadsınmıştır, düşünce susuyor, zihin gitti. Tüm evetleri lanetledim, iskeletin parmağındaki yüzükten daha uygun değilim dünyaya.
Read On 0 yorum

ümitsizliğin doruklarında-anlamsızlık

Salı, Aralık 16, 2008
Benim acı çekmem ve düşünmem ne kadar önemli olabilir ki?... Benim trajedimin tarihteki en büyük trajedi-imparatorlukların çöküşüünden bile büyük bir trajedi-olduğunu hissetmeme rağmen, yine de bütüncül önemsizliğimin farkındayım. Kesinlikle ikna oldum ki ben bu evrende hiçbir şeyim;[vurgu eklenmiştir]... Bu dünya bir fikir ya da inanç uğruna tek bir kurban bile vermeye değmez. Varsın tarih toz olup dağılsın. Niye dert edeyim ki? Varsın ölüm gülünç bir ışıkta parlasın; acı çekerek, sınırlı ve gizini açığa vurmayacak şekilde; çoşkulu, saf olmayan, hayat dolu ve akılcı bir biçimde;yaşamın diyalektiğinde, çılgınca olmaktan ziyade mantıklı bir biçimde; umutsuz, önemsiz ve tarafllı bir şekilde; sonsuzluk ve tek bir sözcük içinde; hiçlik deneyimi olarak, bir yanılsama, mukadderat, bir şaka olarak görünsün!
Read On 0 yorum

gözyaşları ve azizler

Salı, Aralık 16, 2008
'' Olan şeyi arıyorum. Soruşturmamın konusu yok. Haydi Son Yagı'ya* gidelim, yakamızda bir çiçekle!''''
***
Evren formüle doğru değil, şiire doğru gitmekte.''
Read On 0 yorum

Le mauvais démiurge

Pazartesi, Aralık 15, 2008
Özgür olmak, bir insanın ödül düşüncesini sonsuza dek başından savmasıdır; insanlardan ve tanrılardan bir şey ummamaktır; bu dünyayı ve ne kadar dünya varsa yalnızca hepsini reddetmekle kalmayıp, kurtuluşun kendisini de reddetmektir; zincirler arasındayken bile, bu zincir düşüncesini parçalamaktır.
Read On 0 yorum

işkence

Pazartesi, Aralık 15, 2008
Varolmak köşeye sıkışmaktır.
***
Üşengeçlik, bizi sözü uzatmaktan ve böylelikle de üretimin doğasında olan arsızlıktan kurtarır.
***
Herşey hiçbir şeydir, buna hiçbir şeyin bilinci de dahildir.''
Read On 0 yorum

ezeli mağlup-metafizik bir vatansızım ben

Pazar, Aralık 14, 2008
Yaşamıma sıkıntı tecrübesinin hükmettiğini söyleyebilirim. Bu duyguyu ta çocukluğumdan tanıdım. Eğlence, sohbet ya da zevklerle oyalanabilecek sıkıntı değil burada söz konusu olan; tabir caizse temel bir sıkıntı bu ve şundan ibaret: Kendi evinizde veya başkasının evinde, ya da güzel bir manzaranın karşısında, az ya da çok aniden herşeyin içi ve anlamı boşalıyor. İçte ve dışta boşluk. Tüm evren hiçliğin damgasını yiyor. Ve hiçbirşey bizi ilgilendirmiyor, hiçbirşey dikkatimizi hak etmiyor. Sıkıntı bir baş dönmesidir, ama sakin ve yeknasak bir baş dönmesidir; evrensel anlamsızlığın ortaya çıkışıdır; bu dünyada da öbür dünyada da birşey yapılamayacağının, yapılmaması gerektiğinin, hayrete varan, ya da en üst basirete varan kesinliğidir; bize uyabilecek ya da bizi tatmin edebilecek hiçbirşey yoktur dünyada. bu tecrübe sebebiyle- sürekli değildir, ama gider gelir, zira sıkıntı nöbet halinde gelir, ama bir ateş nöbetinden çok daha uzun sürer- hayatımda ciddi hiçbirşey yapmadım. Gerçeği söylemek gerekirse yoğun yaşadım, ama varoluşla bütünleşemedim. Marjinalliğim kazaen olan birşeydeğil, özle ilgili birşey. Eğer Tanrı'nın canı sıkılsaydı, yine Tanrı olurdu, ama marjinal bir tanrı olurdu. Tanrı'yı rahat bırakalım. Daima en büyük hayalim, yararsız ve kullanılmaz olmak oldu. Dolayısıyla sıkıntı sayesinde bu hayali gerçekleştirdim. Bir şeyi iyice belirlemek gerekiyor:Az önce tasvir ettiğim tecrübe ille de çökertici değildir, zira bazen onun ardından gelen taşkınlık, boşluğu bir yangın yerine çevirir, arzuya şahan bir cehenneme...
(Tam çıkmaya hazırlanırken, Cioran ısrar ediyor:)Onlara benim göz açmak için yazan bir marjinalden ibaret olduğumu söylemeyi unutmayın. Tekrar tekrar belirtin ki benim kitaplarımın iddiası göz açmak
(Fernondo Savater ile yaptığı söyleşi)
Read On 0 yorum

çürümenin kitabı-zamana sırt çevirirken

Pazar, Aralık 14, 2008
Dün,bugün,yarın,-uşakların kullanımına yönelik kategorilerdir bunlar. Şatafatlı bir şekilde Tesellisizliğin içine kurulan ve her anın mağdur ettiği aylak için geçmiş,şimdi ve gelecek,özünde aynı, kişinin içine sızmakta amansız ve ısrarda tekdüze olan tek bir derdin değişken görünümleridir. Bu dert de varlıkla beraber yayılır, varlığın ta kendisidir.Vardım, varım ya da olacağım; dilbilgisinin sorunudur bu, varoluşun değil. Kader- zamansal bir karnaval olması itibariyle- fiil çekimleri için el verişlidir, fakat maskelerinden sıyrıldığında bir mezartaşı kadar hareketsiz ve çıplak olduğu görülür. Nasıl olur da şu saate, geçmiş ya da gelecek bir saatten daha fazla önem verilebir? Uşakların içinde yaşadıkları yanılgı- zamanı benimseyen her insan da bir uşaktır-, gerçek bir saflık halini, büyülü bir kararmayı temsil eder; ve bu yanılgı, arzunun doğurduğu her eylemde göze alınan kaybı- tabiatüstü bir örtü gibi- kaplar. Fakat hatadan dönmüş aylak için, sadece yaşama olgusu, yapılan herşeyden arınmış olarak yaşamak o kadar bitkin düşüren bir angaryadır ki, varoluşa olduğu haliyle tahammül etmek ona ağır bir meslek, bitirip tüketen bir kariyer gibi görünür...-fazladan her hareket de, uygulaması imkansız ve olmadık bir şey gibi...
Read On 0 yorum

Benim kozmogonim temel kaosa bir üç nokta sonsuzluğu katıyor

''İnandığı zaman inanmadığına inanır, inanmadığı zaman inanmadığına inanmaz.'' ecinniler

Hakkımda

Fotoğrafım
İstanbul, Turkey
"çaldığım kendi yerim mi?" [M.Blanchot]

İzleyiciler

İzlek