alacakaranlık düşünürü
"Varoluşun kendi evimizin hiçliği kendi sürgünlüğümüz olması mümkün mü?"

çürümenin kitabı-bir manastırdan sayıklamalar

Çarşamba, Ocak 21, 2009
İsarafa ve bozguna aşık olan imansız için, bu mutlak gevişçilerinin görüntüsünden daha şaşırtıcı bir şey olamaz... Teyit edilemeyende böylesine sebat göstermeyi, bulanıklığa onca dikkat ve bunu kavrama için onca çoşkuyu nerden bulurlar? Onların kesinliklerinden de huzurlarından da hiçbirşey anlamam. Mutludurlar ve öyle oldukları için sitem ederim onlara. Bari birbirlerinden nefret etselerdi! Ama ''ruh''- larına kainattan daha fazla değer verirler-bu yanlış değerlendirme muazzam bir saçmalıktaki fedakarlıkların ve feragatlerin kaynağıdır. Biz tesadüflerin ve asabımızın keyfince devamsız ve sistemsiz tecrübelerde bulunurken, onlar sadece bir tecrübede, usandırıcı bir yeknesaklık ve derinlikteki hep aynı tecrübede bulunurlar. Bunun konusunun Tanrı olduğu doğrudur; ama buna hala nasıl bir ilgi duyabilirler? Hep kendinin benzeri olan aynı tabiattaki sonsuz, kendini pek yenilemez; şöyle bir geçerken düşünebilirdim onu, ama saatleri bununla doldurmak!...Daha henüz gün doğmadı. Hücremden sesler işitiyorum, sıradan bir Latin semasına sunulan yüzyıllık nakaratlar. Gecenin daha erken saatlerinde Kilise'ye doğru telaşlı adımlar duyuluyordu. Sabah çanları! Bizzat Tanrı bile kendi ayinine katılsa, böyle bir soğukta aşağı inmezdim! Ama her halükarda olması gerek; yoksa O'na tapmak için tembelliklerinden silkinen bu etten yaratıkların fedakarlıkları öylesine boşuna olurdu ki, akıl bunun düşüncesine tahammül edemezdi. İnanmayanı hayretlere düşüren ve onca çabaya bir anlam ve bir yararlılık atfetmeye onu mecbur eden bu sürmenajla mukayese edildiğinde, ilahiyatın deililleri koftur. Bu gönüllü uykusuzlukar üzerine estetik bir bakış açısına boyun eğmezse ve bu uykusuz gecelerin boşunalığında, devasa bir macerayı, bir anlamsızlık ve ürküntü Güzelliği'ne doğru bir girişimi görmezse tabii... Hiç kimseye yönelik olmayan bir duanın ihtişamı! Ama bir şey olmak zorundadır: O Muhtemel kesinliğe dönüştüğü zaman, büyük mutluluk artık sadece basit bir kelime değildir; her ne kadar yokluğa karşı tek cevabın yanılsama da bulunduğu doğruysa da. Mutlak düzlemde lütuf olarak adlandırılan bu yanılsamayı nasıl elde etmişlerdir? Dünyadaki hiçbir ümidin bize gördürmediği şeyi hangi ayrıcalıkla ümit etmektedirler? Herşeyin bize vermeyi reddetiği ebediyete hangi akla yerleşmektedirler? Bu mal sahipleri-şimdiye kadar rastladığım tek hakiki mal sahipleri-hangi ince kaçamağın yardımıyla esrarı kendilerine mal edip bundan yararlanmaktadırlar? Tanrı onlara aittir: Ellerinden kapmayı denemek boşuna olurdu: Onu ele geçirme yöntemleri'ni kendileri de hiç bilmezler. Günlerden bir gün inanmışlardır. Biri, basit bir davetle kabul etmiştir: Bilincinde olmadan da inanıyordur zaten. Bilincine vardığında ise giysiyi kuşanmıştır. Bir diğeri ise ıstıraplar yaşamıştır: Ani bir ışıkla kesilmişitir bu ıstıraplar. İman istenemez; tıpkı bir hastalık gibi içinize sızar ya da yakalar sizi; hiç kimse ona söz geçiremezdi; buna yazgılı değilsek temenni etmek de saçmadır. Ya müminizdir ya da değil, tıpkı ya deli ya da normal olduğumuz gibi. -Ne inanabilirim ne de inanmayı arzulayabilirim: Hiç öznesi olmadığım sayıklama biçimidir iman...İnanmayın konumu da mümininki kadar akıl sır almazdır. Kendimi hayal kırıklığına uğrama zevki'ne veriyorum: Yüzyılın tam da özüdür bu; Şüphe'nin üzerine sadece ondan doğan hoşluğu koyarım...Bütün bu pembe veya kansız keşişlere şöyle cevap veririm: '' Boşu boşuna ısrar ediyorsunuz. Ben de semaya doğru baktım, ama hiçbirşey görmedim orda. Beni ikna etmekten vazgeçin: Bazı defalar Tanrı'yı tümdengelim yoluyla bulabilsem de, O'nu yüreğimde hiç bulamadım: Bulabilseydim de, sizi yolunuzda ya da yüz buruşturmalarınızda, hele o ayin ve akşam duası balelerinizde izleyemezdim. Esersizliğin nefasetini hiçbir şey aşamaz: Dünyanın sonu bile gelse uygunsuz bir saatte yatağımdan çıkmazdım: O zaman gecenin ortasında uykumu Belirsiz'in sunağında feda etmeye nasıl koşarım? Lütuf beni bulandırsa ve vecdler beni durmadan titretse bile, birkaç kinaye eğlenmeme yeterdi. Yok hayır, görüyorsunuz ya, dualarımda kıkırdamaktan ve iman yoluyla kendimim inanmazlıktan da fazla lanete uğratmaktan korkardım. Bu çaba fazlasını benden esirgeyin: Her halükarda omuzlarım göğü kaldıramayacak kadar bezginler...''
Read On 0 yorum

doğmuş olmanın sakıncası...

Çarşamba, Ocak 21, 2009
Afrika'da, gorilleri yakından izleyen bir hayvanbilimci, onların yaşamının tekbiçimliliğine, büyük ayaklılığına şaşırır. Saatlerce hiçbir şey yapmadan... Peki onlar cansıkıntısını bilmiyorlar mı?Bu soru, bir insan için, yani işi olan bir maymun için önemlidir. Hayvanlar, tekdüzelikten kaçınmaktan uzak, bunu ararlar ve en çok korktukları şey, bu tekdüzeliğin bittiğini görmektir. Çünkü bu sıradanlık iş çokluğu yüzünden ancak yerini korku alırsa kesilir.Eylemsizlik kutsaldır. İnsanın başkaldırması yine de buna karşıdır. Doğada, sadece insan tekdüzeliğe dayanamaz, sadece o, ne pahasına olursa olsun, ne olursa olsun, bir şey olmasını ister. Bundan dolayı o, atasına yaraşmayan bir şekilde ortaya çıkar: Yenilik ihtiyacı, yolunu şaşırmış bir gorilin işidir.
Read On 0 yorum

çürümenin kitabı-gerilemenin çehreleri

Çarşamba, Ocak 21, 2009
... Ve türün tüm ağırlığını hissederim ve bunun tüm yalnızlığını üstlenmişimdir. Ortadan bir yok olsa! - Ama can çekişmesi kokuşmuş bir ebediyete doğru uzar. Her ana beni yok etme serbestliğini bırakırım: Soluk almaktan yüzü kızarmamak edepsizliktir. Artık hayatla anlaşma yok, artık ölümle anlaşma yok: Olmayı unutuğumdan, silinmeye razıyım. Oluş - ne cinayet!Bütün ciğerlerden geçmiş olan hava artık kendini yenilemez. Her gün yarınını kusar ve tek bir arzu hayalleyebilmek için boşuna çabalarım. Her şey bana yüktür: Sırtına Madde vurulmuş bir yük hayvanı gibi ayaklarım tutulmuş, gezegenleri sürüklerim.
Ya bana başka bir evren sunulsun - ya da pes ediyorum.
Read On 0 yorum

burukluk-zaman ve kansızlık

Çarşamba, Ocak 21, 2009
Günler arasında, kaldırımsız bir dünyada bir orospu gibi sürtüyorum.
***
''Gözleri içine düşmüş kırık bir kukla gibiyim.''Bir akıl hastasının bu lafı, içebakış üzerine olan eserlerin tamamından ağır basar.
Read On 0 yorum

Benim kozmogonim temel kaosa bir üç nokta sonsuzluğu katıyor

''İnandığı zaman inanmadığına inanır, inanmadığı zaman inanmadığına inanmaz.'' ecinniler

Hakkımda

Fotoğrafım
İstanbul, Turkey
"çaldığım kendi yerim mi?" [M.Blanchot]

İzleyiciler

İzlek