alacakaranlık düşünürü
"Varoluşun kendi evimizin hiçliği kendi sürgünlüğümüz olması mümkün mü?"

Kıskançlık

Etiketler:
KISKANÇLIK: "Aşkta doğan ve sevilen kişinin başka birini yeğlemesi korkusunun
ürünü olan duygu" (Littré).


1. Romanın (Werther) kıskancı Werther değildir; Frederika'nın nişanlısı Herr
Schimidt'tir, kızgın adamdır. Werther'in kıskançlığı düşünceyle değil,
imgelerle gelir (Albert'in kolunu Charlotte'un beline doladığını görmek(.
Çünkü ruhbilimsel değil, trajik bir yönelim söz konusudur (kitabın güzelliği
de buradadır). Werther, Albert'ten nefret etmez; yalnızca, Albert arzulanan
yerdedir: bir karşıttır (sözcüğün tam anlamıyla rakiptir), bir düşman değil:
"iğrenç" değildir. Willhelm'e yazdığı mektuplarda, Werther pek kıskanç
görünmez. Ancak açılma bırakılıp sa son anlatıya geçildiği zaman, rakiplik
keskin, acı oluverir, sanki kıskançlık sırf şu "ben"den "o"ya, düşsel
(ötekiyle dolmuş) bir söylemden Öteki'nin bir söylemine geçişte
gerçekleşiyormuş gibi - Anlatı yontusal sesidir onun.


Proust'un anlatıcısının Werther'le pek ortak yanı yoktur. Aşık mıdır bir kez?
O yalnızca kıskançtır; "aysıl" hiçbir yanı yoktur - Anne'yi (büyükanneyi)
aşıkça sevdiği zamanı saymazsak.


2. Werther şu imgeye kapılır: Charlotte dilim dilim reçelli ekmek kesip
kardeşlerine dağıtır. Charlotte bir pastadır ve bu pasta bölüşülür: herkese
kendi dilimi: yalnız değilim - hiçbir şeyde yalnız değilim, kardeşlerim,
kızkardeşlerim var, bölüşmeliyim, bölüşmenin önünde eğilmeliyim: yazgı
tanrıçaları aynı zamanda Bölüşme tanrıçaları, Moirai değil midir - sonuncusu
da Muette, Ölüm değil midir? Üstelik, sevilen varlığın bölüşülmesini kabul
etmezsem, kusursuzluğunu yadsımış olurum, çünkü kusursuzluk bölüşülmelidir:
Melitta kusursuz olduğu için bölüşülür, Hyperion bundan acı çeker: "Kederim
gerçekten sınırsızdı. Uzaklaşmak zorunda kaldım." Böylece, iki kez acı
çekerim: bölüşmenin kendisinden, bir de bunun soyluluğuna katlanamayışımdan.




3. "Sevdiğim zaman, sevgi dışında her şeyi dışlarım," der Freud (burada
normalliğin örneği olarak ele alacağız onu). Kıskanç olmak kurala uygundur.
Kıskançlığı yadsımak ("kusursuz olmak") yasayı çiğnemektir öyleyse. Züleyha
Yusuf'u baştan çıkarmaya kalkmış ve kocası buna kızmamıştır; skandalın bir
açıklaması olması gerekir: olay Mısır'da geçer ve Mısır kıskançlığı yasaklayan
bir burcun, İkizler'in altındadır. (Tersine çevrilmiş kuralcılık: insan artık
kıskanç değildir, dışlayıcılar mahkum edilir, birkaç kişi birlikte yaşanır,
vb. -Hatta!- durumun gerçekten ne olduğunu görsem: kıskanç olmanın utancıyla
artık kıskanç olmamaya çalışsam? Kıskançlık çirkindir, burjuvalara yaraşır:
yakışıksız bir ilgi, bir "gayretkeşliktir" , biz de gayretkeşliği yadsırız.)


4. Kıskanç olarak, dört kez acı çekerim: kıskanç olduğum için, kıskançlığımdan
dolayı kendimi suçladığım için, kıskançlığımın ötekini incitmesinden korktuğum
için, bir bayağılığın beni tutsak etmesine boyun eğdiğim için: dışarıda
bırakıldığım, saldırgan olduğum, deli olduğum ve sıradan olduğum için acı
çekerim.
0 yorum:

Yorum Gönder


Benim kozmogonim temel kaosa bir üç nokta sonsuzluğu katıyor

''İnandığı zaman inanmadığına inanır, inanmadığı zaman inanmadığına inanmaz.'' ecinniler

Hakkımda

Fotoğrafım
İstanbul, Turkey
"çaldığım kendi yerim mi?" [M.Blanchot]

İzleyiciler

İzlek